Hayatımızı sosyal medya için yaşıyor hale geldik. Arkadaşlarımızla buluştuğumuzda konuşmak, bir şeyler paylaşmaktan çok fotoğraf çekiliyoruz, işin kötü tarafı ilerde bakıp o anı hatırlamak için değil, sadece sosyal medyaya koymak için. Bu yüzden yüzlerce fotoğraf çekiyoruz, hepimizin güzel çıktığından emin olmak için. Güzel bir konser gittin, güzel bir manzara gördün o anın tadını çıkarmak yerine hemen ellerimize telefonu alıp fotoğraf çekiyoruz. İnsanlar nereye gitse ne yese ne görse ne hissetse direk sosyal medyada, özel hayat diye bir şey yok, bizim yüzümüzden ama. Neden biz bu kadar gün yüzünde, herkesin gözü önünde yaşıyoruz ki hayatı. Neden herkes anında benim herşeyime ulaşabiliyor.
Belki onlarca film izledim, gerçek hayatta da defalarca gördüm, tanıklık ettim. Ekranda gördüğümüz mükemmel görünümlü kızlar, erkekler yüzünden kendini çirkin hisseden kızlar erkekler var, bende bu kadar mükemmel olmalıyım diyor. Olamayınca ise kendini küçük görmeye, özgüvenini kaybetmeye başlıyor. İşin daha da kötü tarafı insanlarda artık bu gözle bakıyor. Bu gözle biçiyor insanların değerini. Kimse bakmıyor o insanın zekasına, merhametine, yeteneğine. Güzel veya değil, o kadar.
Mesela insanlara sürekli bir ilişkin var mı diye soruluyor, sanki hayatımızda birisinin olması veya olmaması bu kadar önemli,sanki ona göre değer biçiliyor bize. İnsanlarsın bizi beğenip beğenmemesine bağlı sanki değerimiz. 
Şişmansan zayıfla, erkeksen kas yap, gözlüğün mü var çıkar onu ve lens tak, burnun mu biçimsiz estetik ameliyat ol, dudakların mı ince dolgu yaptır, göğüslerin mi küçük dolgulu sütyen tak. Yapmazsan çirkinsindir, yapmazsan sana şanş vermezler, hep bir yerlere gelmek için daha çok çabalamalısın. Eğer çirkinsen hiç değilse güzel ahlaklı olmalısın ama güzelsen böyle bir şeye gerek yok, senin zaten paketin çok güzel, içinde ne olduğunun bir önemi yok.
Herkes böyle düşünüyor demiyorum. Ama küçük de olsa herkes bu kriterlerle değerlendiriyor etrafındakileri, en önemlisi de kendini.
Sosyal medyada herkes çok mutlu, herkes sürekli geziyor, çok güzel yemekler yiyor. Ancak diğer duyguları paylaşmıyor, üzüntü, heyecan, şaşkınlık, korku.... Mutlu olmaktan başka seçenek görmemeye başlıyoruz, hiç korkamaz hiç üzülemez gibi, hep mutlu olmak zorundayız, başka şansımız yok. Öyle değilse bizde bir sorun vardır. Herkes çok mutlu olmak, çok güzel olmak zorundadır.
Welcome the barbie world

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar