Sana bir hikaye anlatacağım, beni hem çok mutlu eden hem de çok kötü şeyler hatırlatan bir hikaye. Hatta uzun zamandır düşünmekten kaçtığım için unutmaya yüz tuttuğum hikayem. Başlıyorum

Bir hayalim var en ince ayrıntısına kadar düşündüğüm hikayem. Onlarca defa hayalini kurduğum, kurduktan kısa bir süre sonra da gerçek olamıyacağını anladığım hikayem.
Üniversitede olmak istediğim bir kişilik vardı, lise de kazandığım ahlağımı devam ettirmek ve bunu kayıp etmediğim kişiliğim. Aynı zamanda da istediğim bir aşk. İkisi bir arada nasıl olurdu, düşündüm, düşündüm. Ben okulda asla hiçbir erkek ile konuşmayan kendi işine bakan ahlaklı bir insan olacaktım. Bir gün sınavda okulun en yakışıklıklı, uzun boylu olan Ayaz isimli çocuk benden kalem isteyecekti, bende en sevdiğim kalemimi ödünç verecektim. Ve tabiki aklı bir karış havada olan çocuğumuz bunu unutacaktı. Ben ise çok sevdiğim kalem için çocuğu bulmaya uğraşacaktım. Bulup sorduğumda kalemin şuan onda olamadığını, alt üstü bir kalem olduğunu söyleyecekti alaycı bir ifadeyle. Bende kalemimi istediğimi ısrarla birazda sitemli bir şekilde dile getirecektim.
Ertesi gün kalemi getirip benimle kalemci kız diye dalga geçecekti. Tabi bu olaydan sonra ondan fazlasıyla gıcık kapacaktım, onunda benden pek hoşlandığı söylememezdi zaten.
Aradan biraz geçtikten sonra benim yakın arkadaşım Seda, Ayazın en yakın arkadaşıyla sevgili olacaktı. Bizim ayrılmayan kumrular Seda ve Güney yüzünden bir kaç kez birlikte aynı masayı paylaşmak zorunda kaldıktan sonra, o kadar erkekle aynı masada oturmanın benim açımdan uygun olmadığını ve bir daha oturmak istemediğimi dile geticektim Sedaya. Seda üzülecekti ama mecburen kabul edecekti. Bu Ayazın sinirini bozacaktı çünkü kendisi için saçmaydı buu yaptığım yobaz gibi yakıştırması yapmıştı benim için tabiki bende bunu sedadan öğrenmiştim iyice gıcıktım çocuğa, çok sinirlenmiştim.
Seda Güney ve Ayazında içinde bulunduğu grupla sinemaya gitmek istiyordu, beni de dahil etmeye çalışıyordu, bende kabul etmiyordum. Bu sitemini güney yoluyla ayazda öğrenmişti. Yanıma gelip benimde katılmam rahatsız olacağım bir durumun olmayacağını söyleyip ısrar etti. Bende ısrarına dayanamayıp bir seferlik olduğunu belirterek kabul ettim. Sinema güzel geçmişti, sinemadan sonra filmle ilgili Ayazla çokça sohbet ettik, artık o kadar nefret etmiyordum.
Aradan zaman geçti belki aylarca. Seçmeli bir dersin ödevi için bir Burak diye bir çocukla grup olduk, fazlasıyla yılışık biriydi. Kantinde ödevin planı için konuşmaya davet ettim, gittik kahve alıp oturduk, ödevin planını yaptık. Bu sırada kantinde Ayazda vardı. Bizi konuşurken sohbet ederken gördüğünü düşünmüştü. Oysaki en yakın arkadaşının sevgilisiyle bile aynı masada oturuyordum, ne garip iki yüzlü bir kızdım. Bir kaç gün sonra tekrardan kantinde Burakla oturduk topladığımız bilgileri organize edip düzgün bir ödev hazırlamaya çalışıyorduk. Fazlasıyla yılışık olan Burak bana yakın davranıyordu, hiç hoşlanmamıştım bu durumdan. Birden masada elimi tuttu neye uğradığımı şaşırmıştım. Birisi aniden ayağa kalktı ve Burağın elini kaldırdı. Ne yapıyorsun sen diye bağırdı. Kantindeki herkes bize bakıyordu çok utanmıştım. Kavga çıkmasını istemiyordum. Ayaza lütfen beni dışarda bekle, herkes bize bakıyor dedim. Biraz beklesede ısrarlarımla dışarı çıktı. Burağa bunun saygısız bir hareket olduğunu çok kızdığımı belli ederek söyledim, ödevin geri kalanını halledeceğimi söyledim, eşyalarımı toplayıp kantinden ayrıldım.
Dışarda beni sinirle bekleyen Ayazın yanına gidip nispeten arkaya sakin bir yere götürdüm. Biraz kızarak neden böyle bir şey yaptığını herkesin bize baktığını, benim işime neden burnunu soktuğunu sordum. Nedense benden daha sinirli olan Ayaz, bağırır bir tonla kendiyle oturmaya bile tahammülü yokmuş gibi davranıp dini ayaklara yattığımı, başka adamlarla sakalaşmaktan, oturmaktan hatta el ele tutuşmaktan çekinmediğimi sitemli bir şekilde dile getirdi. O kadar sinirlenmiştim ki bana dediklerinden sonra, ne hakla bana bunu bana söyleyeceğini her şeyi kendi kafasına göre saçma sapan yorumlamaması gerektiğini söyledim bağırarak ve hemen ordan sinirle ayrılıp yurda gittim.
Diğer günler Ayaz'ı görmemek için elimden geleni yapıyordum, çok sinirliydim.
Bir hafta sonra okulda beni bulup konuşmak istediğini söyledi beni kantinin arkasındaki bankta bekleyeciğini söyledi. Ne yapacağımı bilemedim  ama sonra gitmeye karar verdim. İki kahveyle beni bekliyordu. Oturup dinlediğimi ne söyleyecekse söylemesini söyledim. Olanlar için özür diledi o gün çok sinirlendiği için saçamladığını söyledi. Burakla beni bir kaç kez konuşurken görüp kıskandığını en son elimi tuttuğunu görünce kendini tutamayıp öyle davrandığını, çünkü benden hoşlandığını söyledi.
Bana çok kötü şeyler söylediğini ve benim çok üzüldüğümü söyledim benden hoşlanması bunu değiştiremezdi. Benden hoşlansa da sevgili olamayacağımızı,öyle bir şey düşünmediğimi söyledim. Tekrar özür diledi, ama benimde ondan hoşlanıp hoşlanmadığım merek ettiğini söyledi.
Sorusunu cevaplamak istemediğimi söyleyip, büyük bir şaşkınlıkla ordan ayrıldım.
Cevabı bende bilmiyordum. Ayaz uzun boylu, yakışıklı yani herkesin hoşlanabileceği bir çocuktu. Bende tabiki hoşlanıyorum. Ama evlenme niyetiyle biriyle görüşmeliydim, hoşlanmadan fazlası gerekirdi bunun için. Aklıma bir kurt düşürmüştü Ayaz, düşünmeden edemiyordum. O günden sonra bir daha konuşmadık. Demek ki o da o kadar hoşlanmıyordu ki peşine  düşüyordu.
Bunun üzerinden henüz üç hafta geçmişken, Ayazla bir kızı gayet samimi şen şakrak konuşurken gülüşürken görmüştüm, hemde bir kaç kez. İyice sinirlenmeye başlamıştım, hatta kıskanmaya. Biraz sabrettim ama şu kendimi tutamadığım durumlardan biriydi. Ani bir kararla Ayaza mesaj atıp onu, arka bahçede beklediğimi söyledim. Geldiğinde kendimde değildim. Sinirle daha bir kaç hafta önce benden hoşlandığını söyleyip herkesin önünde Burakla ilgili bağırıp çağırdığını, hislerinin nasıl bu kadar çabuk değişbildiğini, başka bir kızla görüşebildiğini sordum. Şaşırmış bir tavırla biraz da sitemkar bir ifadeyle kendini reddetdiğimi söyledi, ne yapmasını bekliyordum ki ona göre, kendine cevap bile vermemiştim. Ani bir çıkışla bende hoşlanıyorum ama bu neyi değiştirecek dedim. Birden gözünde bir ışıldama oldu. Çok şeyi değiştirir dedi. Ama ben biriyle sevgili olamam bana göre değil, uygunda değil dedim. Sakin olmamı hislerimden bu kadar korkmamam gerektiğini söyledi. Sevgili olmak zorunda değiliz. Birinden hoşlanan iki arkadaş olarak başlayalım, biribirimiz hakkında yanlış anlaşılmalar dışında pek bir şey bilmediğimizi söyledi. Haklıydı, tamam diye cevap verdim.
Aslında tam burası hikayemizin mutlu sonu. Herşey daha da güzel oluyor burdan sonra.....

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar